29 Ocak 2012 Pazar

Fırın Seçimi- Yardııımmm

Gönderen Özge zaman: 00:11 4 yorum
Fırın seçerken nelere dikkat edilir oturup da araştırmam lazım fakat üşengeçve teknik bilgileri beynine doldurmaktan hoşlanmayan beynim kaçıp duruyor.

En iyisi şu deseler, parayı verip alsam dünyası ne güzel olurdu fakat araştırmak lazım dünyasında yaşayanlardanım :)

İki rafta da aynı şeyden pişirebilecek mükemmellikte olursa dünyalar benim olacak ama olmuyorsa da tek rafta sürekli kontrol zorunda kalma güvensizliğini yaşatmayacak büyükcene bir fırın arıyorum.

Üstünde ocak da olması gerekiyor malesef, ankastre direkt elenmiş oluyor sanırım böylece.

Gönlüm şu bertazzoni kuzine fırını istiyor tabi


Ama siz aşağıdaki gibi - normal ve güzel olan - bir şeyler önerirseniz, en azından neye dikkat etmem gerektiğini yazabilirseniz çok çok sevinirim.


25 Ocak 2012 Çarşamba

Fırın Mırın

Gönderen Özge zaman: 23:27 1 yorum
Tuhaf bir heyecan benimki. Öyle herkes yapıyor ben de deneyeyim heyecanı değil, hah işte tam da bu benim istediğim heyecanı , ya olursa merakı, olursa dünyalar benim olur telaşı ve tarif edemediğim yığınla duygu bir arada.

Uzun zamandır hiçbir şey bu kadar heyecanlandırmamıştı beni.

Aşık olmuşçasına geceleri düşünüp uyuyamamalar, kurabiye-kek kalıbı görünce alana kadar telaşlanmalar, daha  neler yapabilirim de kendimi geliştiririm heyecanıyla midemde kelebekler uçuşması ve daha birsürü mutlu duygu..


İlk kurabiyelerimiz Yedi Suikast sergisi içindi, tema "kan" dı ve biz de "kanlı" kurabiyeler hazırladık.




Açılışa katılamadım ama aldığım duyumlara göre kurabiyeler çok beğenilmiş ve anında tükenmiş :)

Yiyenler afiyet olsun,

Bize bol şans.

24 Ocak 2012 Salı

Ve Yine Mutfak.. :)

Gönderen Özge zaman: 22:05 3 yorum
Bu eve yeni taşındığımız dönemlerde sayılabilecek kadar uzak bir tarihte bir iddiaya girmiştik Yaman'la.

Ben o zamanlar çalışmıyorum ve yine yemek yapmakla bozmuşum kafayı, her gün yok  kaşarlı sosisli makarnalar, kabak gratenler bilmemne hayatımda hiç yapmadığım yemekleri yapasım geliyor ve yanlış hatırlamıyorsam yapıyordum da o dönem.

Bir de mutfağımızda en çok değiştirmek istediğim şey de eski mutfağımızdaki gibi duvarları ayna kaplatmak.

Laf nasıl oraya geldi bilmiyorum ama Yaman'ın "Ben öyle her Hünkarbeğendi'yi sevmem, iyisinden de anlarım ona göre"

Challenge accepted :)

Güzel bir Hünkar Beğendi yapabilirsem söz mutfağı ayna kaplatacağız!

Tabiki de Yaşasın!

Tüm becerilerimi birleştirip gayet de güzel ve ilk defa Hünkar Beğendi yaptım o gün akşam yemeğine, Yaman da tabiki beğendi, tamam aynayı yaptıracağım dedi.

O gün bugündür her hatırlattığımda haklısın bir türlü fırsatım olmadı diyordu ama sonunda yaptırdık!

Fotoğrafta çok anlaşılmasa da aydınlık, ışıl ışıl oldu. Ayna kaplı bir mutfakta yemek yapmak çok keyifli bir şey, çok mutluyum :D

Size de tavsiye ederim.

22 Ocak 2012 Pazar

Mutfak ♥

Gönderen Özge zaman: 13:06 2 yorum
Yamanla birlikte olduğumuzdan beri yemek yapmaya bayılıyorum. Ev yemeği olsun değişik şeyler olsun, kurabiye pasta ne olursa.. Hele bir de beğenilince tadı benden mutlusu olmuyordu.

Bu aralar da kurabiye ve benzerleri ile kafayı bozmuş ve Şirin Fırın heyecanı da sarmışken istediğim şeyler artar oldu.

Her zaman zaten koskocaman, sıcacık ve mis gibi pişen yemeklerin hemen orada yenildiği, sıcacık bir mutfağım olsun istemiştim, bizimki de minik ve şirin olanlardan bence :)

Ama yine de it's complicated deki ev ve mutfak benim olsa, bayılabilirim :D



Bir de şu bayıldığım standlı mixerlerden, mümkünse pembesi   ♥  :)



Güzel, büyük bir fırın , buna yer olmasa da..


Bunlar uzak hayal olsa da şimdilik en istediğim ve yarın alacağım şu muhteşem kitap

10 Ocak 2012 Salı

Mutlulugun Mimarisi

Gönderen Özge zaman: 22:13 0 yorum
Benim gibi alakasiz bir sey okumus olsaniz da ici buruk bir sekilde ah mimar falan olsaydim diye dolananlardansaniz, mimarsaniz, muhendisseniz, hicbiri degilseniz ama merak ediyorsaniz veya herhangi sacmasapan bir nedenle de olsa okumanizi tavsiye edecegim bir kitap Mutlulugun Mimarisi veya bir diger adiyla The Architecture of Hoppinedd.

Alain de Botton 'in okudugum ilk kitabi bu. Sanata duskun ve herseyi garipce bir sekilde tum ayrintilariyla hatirlayan bir arkadasimin masasinda gorup oylesine ilk sayfalarini okudum ve ben bunu aliyorum dedim, en yakin kitapciya gidip aldim :)

Hep insanlarin acisindan bakariz evlere, biraz da evin hissettikleriyle anlatmaya basliyor kitap..

Ve seker gibi bir dille mimarinin tarihini anlatiyor. Henuz kitabi bitirmedim daha kim bilir neler olacak ama simdilerde begendigimiz dekorasyon unsurlarinin ilk tasarlandiklari ve kullanildiklari zamanlardaki tepkileri ogrenmek Alain de Botton tarziyla cok keyifli.

Simdilerde bir binanin cok benzerini yapmak beceriksizlik, ozgunsuzluk be kotu bir sey olarak algilanirken Romalilar'in gelistirdigi klasik uslupta guzel bir binanin birebir aynisini yapmanin basari ve marifet olarak algilanmasi, klasik tarzin disina ilk cikildigindaki tepkiler, iki farkli tarzin uygulanmaya baslandigindaki komiklikler, dekorasyon ve mimarinin oyasamimiz icin olmazsa olmaz olmamasina ragmen yasam kalitemiz ve veya psikolojimize etkilerinin olabilecegi ve benzeri konularla devam ediyor kitap.

Ve evet gunumuzde de devam eden mimarlar ve muhendislerin catismalarinin ilk baslangici.. :))

Anlatilmaz okunur bir kitap, dedigim gibi henuz bitirmedim ama cok keyifli, siddetle tavsiye ediyorum.

Ogrendigime gore Alainde Botton'in tarzi boyle keyifliymis, diger kitaplarina da bakacagim mutlaka.

Keyifli okumalar.
 

Welcome Copyright © 2010 Design by Ipietoon Blogger Template Graphic from Enakei